Siz Hala Burda Mısınız?

Sevgili ziyaretçilerimiz bu sitede yer alan tüm yazılarımız yeni adresimizde. Üstelik yeni bir sürü güzel konu yayınlandı. Hadi diğer tarafa gelin. www.biryastikta.org
sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2010 Cuma

Kilo Alıp Vermede Psikolojik Faktörler


Çeşitli konularda psikolojik destek veren Natürel Psikolojik Danışmanlık firmasının web sitesinde faydalı birçok bilgiye ulaşabilirsiniz. sitelerinden aldığımız yazıyı paylaşıyoruz.

Şunu kabul edelim ki hiç kimsenin elinde sihirli bir değnek yok. Yıllardan beri özellikle medya da çıkan çeşitli formüllerle kilo vermenin yolları insanlara sunulmuş ve diyeti uygulayan kişiye porsiyon miktarları önerme mantığı ile kilolarından mutlu olmayan insanlar adeta kobay olarak kullanılmışlardır.

Dergi yada gazetede yayınlanan “yeni” zayıflama formülünü uygulayan kişi daha rejimin üçüncü veya dördüncü günü aynı sayfalarda yeni bir “mucize” formülle karşılaşabilmektedir.Kilo almak veya alamamak durumu kişinin çevresindeki şartların değişmesi ile tetiklenir. Sosyal hayatında meydana gelen ani değişiklikler veya hayatın getirdiği bir takım durumlara karşı kişi bu söz konusu durumlara psikolojik olarak hazır değilse hormon salgılarında meydana gelen değişiklikler sonucu kilo almaya başlar. Genellikle günlük tükettiği besinleri aynı miktarda tüketse bile hormonlardaki değişiklikler sebebiyle beyni vücuda “depola” yani yağ oluştur emri verir. İç güdüsel olarak insan beyni psikolojik olarak hazırlıklı olmadığı bu değişikliklere karşı savunma refleksi olarak geliştirdiği bu yöntem ile depoladığı yağları daha sonra bu ani değişikliklerden kurtulma veya sorunlarla başa çıkma evresinde kullanmayı hedeflemektedir.

Çok ender olsa da psikolojik tabanlı iştahsızlık sebebi ile kilo kaybı da görülebilmektedir.Alışkanlıklar insan hayatına yön verir. Kişinin ne kadar sağlıklı ne kadar iyi alışkanlıkları varsa o kişinin mutlu ve huzurlu bir hayat geçirebileceği yönünde kuvvetli delillerimiz var demektir. Beslenme alışkanlığı adı üstünde bir alışkanlıktır ve değişebilir. Bu değişiklik iyi yönde ve kötü yönde olabilir. Markette gıda alışverişi yaparken bize hükmeden beynimiz değil çoğu zaman beslenme alışkanlıklarımızdır. Uzmanların alışverişe tok karnına çıkın söyleminin altında yatan sebep de budur.İnsan vücudundaki meydana gelen birçok rahatsızlığın psikolojik sebeplerden kaynaklandığı ispatlanmıştır.

Kilo problemi ileriye dönük bir çok rahatsızlığın tetikleyicisi durumundadır. Psikolojik açıdan değerlendirilmemiş bir kişinin sadece diyet yaparak zayıflaması çok zor olduğunu artık bir çoğumuz yaşayarak görmüşüzdür. Çeşitli ilaç ve şok yöntemlerle kişiler çok az miktarda verdikleri kiloları kısa zamanda fazlasıyla geri almaktadırlar.Naturel Psikolojik Danışmanlık Merkezinde bizler konusunda uzman diyetisyen ve uzman psikolog işbirliği ile danışanlarımıza en uygun ve kişiye özel çözümleri üretip yapılan iyileştirme hamlelerini daha kalıcı kılıyoruz.Bizimle görüşmeden gereksiz yere aç kalmayın!


15 Temmuz 2010 Perşembe

Göbeğinizi Yoğurt İle Eritin


Göbeğini hızla eritmek isteyenler, bol bol yağsız yoğurt yesin! ABD''de yapılan bir araştırmada, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde üç öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdikleri ve yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları tespit edildi. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları ortaya çıktı.

Tennessee Üniversitesi''ndeki araştırmaya katılanlardan Dr. Michael Zemel, yoğurt yiyenlerin hem ortalama yedi kilo olan zayıflama seviyesinden daha fazla inceldiklerini hem de kaslarını diğerlerinden iki kat fazla koruduklarını belirtti.

Dr. Zemel, kas kütlesini korumanın diyet yapanlarda önemli bir konu olduğunu belirterek, "Önemli olan yağ yakmak, kas değil. Kaslar kalori yakmaya yardımcı oluyor, ancak kilo verirken kas kütlesi de kaybediliyor. Buna en iyi çözüm, kalsiyum ve protein ağırlıklı bir diyet, yani yoğurt" diye konuştu.

Bu arada Japonya''da yapılan araştırmalar da, yoğurdun nefes kokusunu giderdiğini, diş taşı ve diş eti iltihaplarını doğal yollardan önlediğini ortaya koydu. Altı hafta boyunca günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin yüzde 80''inde, nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyi azaldı.

9 Temmuz 2010 Cuma

Metabolizma Nasıl Hızlandırılır?


Marie Claire dergisinin internet sayfası çok hoşuma gidiyor, navigasyonu kolay olan bu dergiyi sık sık okuyorum. Bu yazı ise yazın gelişiyle zayıflamayı düşleyen herkes gibi benim de ilgimi çekti. Çünkü fazla kilolar eğer farklı bir sağlık problemi yoksa genelde metobolizma yavaşlamasından oluşuyor.

Metabolizma hızı parmak izi gibidir; herkes için farklıdır. Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. E. Yasemin Sancak, metabolizmamızı nasıl hızlandıracağımız konusunda bilgi veriyor... Sık Öğün Tüketimi 3 ana öğüne ek olarak, mutlaka ara öğünlerin tüketilmesi önerilir. Ara öğün tüketmek vücudu çalıştırıp, metabolizma hızınızı sürekli yüksek tutar. Egzersiz Yapmak Düzenli hareket edip kalori harcayarak kısa vadede ve kas kütlenizi artırarak uzun vadede metabolizma hızınızı artırmak oldukça faydalıdır. Yeterli ve Dengeli Beslenme Diyette değişiklikler yapılması, farklı yiyeceklerin, farklı zamanlarda tüketilmesi metabolizmanın kendini korumaya almaması, kilo vermeye devam etmesi için çok önemlidir. Optimal Beslenme, vücuda gerekli olan tüm besin öğelerinin, tüm öğünlerde yeterli ve dengeli miktarlarda alınmasıdır. Önerilenden fazlasının tüketimi kilo alımına neden olacağı gibi, azı da metabolizmayı yavaşlatabilir. Bu nedenle metabolizma hızınızın oksijen tüketiminizle ölçümü sonrasında, diyetisyeninizin önereceği miktarların azını veya fazlasını tüketmemelisiniz. Sıvı Tüketimi Metabolik hızın azalmaması, sindirim, emilim gibi görevlerin yapılabilmesi, hücre, doku, organ ve sistemlerin çalışması için, atıkların vücuttan atılması ve vücut ısısının dengelenmesi için; uyanık olduğunuz her saat dilimi içerisinde 1 küçük bardak su tüketmeye özen gösterin. Özel bir sağlık probleminiz yoksa, toplam 2,0 - 2,5 litre su tüketimini ihmal etmeyin. Ayrıca... Metabolizma hızını artırdığı söylenen besin destekleri, karışım çaylar, bazı baharatlar, sabah sıcak, limonlu su veya greyfurt suyu içmek gibi öneriler duyabilirsiniz. Bunların birçoğunun kanıta dayalı etkileri yok denecek kadar azdır. Kendinize ve başaracağınıza inanmak en büyük destek olacaktır.

6 Haziran 2010 Pazar

DİYET HATALARI VE SİZDEN GÖTÜRDÜKLERİ


Bugüne kadar birçok kez diyet yaptınız ve/veya gazetelerde, internette, dergilerde birçok diyet reçetesine rastladınız. Denediniz fakat başaramadınız…Ya da diyete başladığınız kilodan daha fazlasını aldınız. Gördüğünüz her şeye nasıl inanmıyorsanız, gördüğünüz her diyet reçetesine de güvenmemelisiniz. İşte yanlış diyet reçeteleri ve yarattığı sonuçlar…


Öğün atlarsak:
Sabahları geç kalkmak, öğlene doğru kahvaltı yapmak ve öğün saatlerinin dengesiz olması ilk problemi oluşturmakta. Öğün atladığınızda bir sonraki öğüne çok aç oturursunuz ve bu durum çok daha fazla besin tüketmenize neden olur ve metabolizma hızınızı yavaşlatır.


800 kaloriden az alırsak:
Bu tarz diyetlere vücudun ilk tepkisi su ve kas kaybının olmasıdır. Bu kayıp ile beraber metabolizma hızı hızla düşer. Yorgun ve bitkin düşmekle beraber, bağışıklık sisteminiz güçsüzleşir. En tehlikeli durum ise kalp atışlarında dengesizlik meydana gelmesidir.


Hiç yemezsek:
Vücudun ölüm orucu tarzı diyetlere verdiği tepkiler oldukça yüksektir. Beden gerekli besini alamaması nedeni ile enerji ve yakıttan yoksundur. Bitkinlik, baş dönmesi, su ve kas kaybı meydana gelir. Sonuç olarak metabolizma hızınız geri dönüşümsüz olarak çok düşer.


Yalnızca yüksek protein alırsak:
Temel besin kaynağımız olan karbonhidratların bu diyetlerde çok düşük miktarda bulunması nedeni ile enerjimiz düşer. Dolaysıyla yorgunluk, mide bulantısı, su kaybı, kabızlık, baş ağrıları meydana gelebilir. En önemli kayıp kas doku miktarındaki azalmadır. Yüksek protein ve düşük karbonhidratlı diyetlerin en önemli özelliği fazla miktarda yağlı besinlerinde diyetin içinde dolaylı yoldan bulunmasıdır. Yüksek yağ içeriğinin vücuda alınması, kalp hastalığı, bazı kanser türlerine sebebiyet verebilmektedir. Özellikle kalsiyum minerali başta olmak üzere gerekli olan minerallerin ve vitaminlerin alımı yetersizdir.

Yalnızca yüksek karbonhidratlı diyet alırsak: Bu diyetlerde kişi genellikle bitkinlik halindedir. Yüksek miktarda lifli besin alımı sonucu su kaybı ve kabızlık meydana gelebilir.


Her öğün sıvı diyet formülleri tüketirsek:
Bu diyette kayıp genellikle su ve kas miktarında olmaktadır. Metabolizma hızının yavaşlamasının yanı sıra düzensiz kalp atışına da neden olabilmektedir. Böbreklerde sorun meydana gelebilir. Ayrıca ishal, kabızlık, saç dökülmelerine de sebebiyet verebilmektedirler.

Moda diyetleri uygulamak: Bu tarz diyetler vitamin ve mineral yönünden kısıtlı olmasının yanı sıra alınması gereken protein miktarı da tam olarak karşılanamamaktadır. Yarattığı sıkıntıların başında saç dökülmesi, tırnakların incelmesi, kas kaybı, ishal ve kabızlık gelmektedir.

“Beslenme programınız parmak iziniz gibidir, sadece size özeldir”

Dyt. Serkan Tutar


Bu Yazılarımıza Göz Atın
Blog Widget by LinkWithin

Special design for BIR YASTIKTA . Designed by GeCe