Siz Hala Burda Mısınız?

Sevgili ziyaretçilerimiz bu sitede yer alan tüm yazılarımız yeni adresimizde. Üstelik yeni bir sürü güzel konu yayınlandı. Hadi diğer tarafa gelin. www.biryastikta.org
Evliliğe Dair İpuçları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evliliğe Dair İpuçları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2010 Pazartesi

Evlilik Terapisi

Evlenmek çiftlerin her ikisi için de yeni bir yaşama adım atmak anlamına geliyor. Bu süreçte çiftlerin birbirlerine uyum sağlamaları her zaman kolay olmayabilir. Bu aşamada sorunların doğru şekilde tespiti ve neler yapılabilir konusunun incelenmesinde aile danışmanları önemli rol oynuyor.

Bu konuda ülkemizde profesyonel danışmanlar mevcut. Bu konuda bilgiler veren ve destek hizmeti sunan sitelerden biri http://www.aileterapisi.com/. Aşağıda sitelerinden alınmış bir yazı ile sizleri başbaşa bırakıyoruz. Siteden ayrıca bir çok konuda bilgi edinebilirsiniz.

Aile-Evlilik terapisi nedir sorusuna ilgi duyan çiftlerin sayısı sürekli artmaktadır.Aile-Evlilik terapisine başvurular; ilişkinin kopma noktasına geldiği çiftler veya ilişkinin artık anlam ifade etmediği hatta zorladığı kadınlar tarafından yapılmaktadır. ``Evliliğimizde sorun var``, ``İlişkimizde problem var``diye başvuranların yanında, asıl sorunu örterek; depresyon, psikosomatik şikayetler ve fobik reaksiyonlarla terapiste başvuranlarda sıklıkla rastlanmaktadır. Bazı çiftlerin terapiste başvurma amaçları; ilişkilerini, evliliklerini kurtarmaktır. 

Terapi ortamı; İletişimi açık ve net hale sokan, üçüncü bir kişinin (terapist) yardımıyla karşılıklı anlaşılabilir konuşmayı öğreten, kişinin olaylara tek yön olan bakış açısını zenginleştiren, kendinin farkındalığını sağlayan bir ortamdır. Bu ortamdan yeteri derecede faydalanabilmek yinede çiftlerin kendilerine bağlıdır. 

Terapinin amacı iletişimi sağlıklı hale getirmektir. Bir ilişkinin sağlıklı şekilde devam etmesi, çiftlerin uzlaşmazlıklarını çözebilme yeteneğine ve isteğine bağlıdır. Çiftler arasında ilişkinin sorun haline geldiği durumlarda şu cümleler sıklıkla kullanılmaya başlamıştır artık. "Beni sen hiç anlamıyorsun. " 
"Ben kendimi sana anlatamıyorum. 
"Sen önceden böyle değildin, çok değiştin. " 
"Sen hep böylesin. " 
"Hiç değişmeyeceksin" 
"Artık senin bu kadar duyarsız olmana dayanamıyorum"  

Çiftlerde ortaya çıkan sorunlar, aslında problem diye görülmeye başladığı zamandan daha önce den de vardır. Fakat yaşam döngüsünün çeşitli devrelerinde(evlilik, çocukların doğumu, çocukların okulu, eşlerin iş-meslek rolleri, geleceği yapılandırma)çiftler belirli amaçlar üzerine odaklaşırlar. 
Böylece ilişkinin yürümesini engelleyen "şeyleri" göremez ya da görsede farketmemeye, farketsede bir süre sonra bunun değişeceğine kendini inandurmaya çalışır. Fakat bu yaşam döngüsü içinde ani ve büyük değişimler, zorlanmalar, kayıplar ve bu döngünün oturtulmasıyla, kişiler o ana kadar belkide hiç yapmadıkları, yada bazen düşündüğü hatta bazen deneyime geçirdiği "kendinin farkındalığı" üzerine yoğunlaşmaya başlar. Ben neyim? ne oluyor? ne istiyorum gibi kendine yönelik sorular sormaya başlar. Farkına varmaktan kaçındığı "şeyler" üzerine gidip onları araştırmaya, çözümlemeye çalışır. İlişkinin bileşenleri olan üçlü; kominikasyon-güç-duygu o anda gerçek sorunlar olarak görülmeye başlanır. İlişkide o ana kadar çıkıpta başedilen sorunlar bir anda üstesinden gelinemez bir hal almaya başlar. 

Çatışmalar, aşağılamalar, tehditler. ve "sen" çatışması ortaya çıkar. İlişkinin tanımını yapacak olursak;özel belirli bir bağlamda kişiler arasında oluşan duygu ve düşünce, davranışlarda şekillenen bir mesaj iletimi, daha da ötesi arzu, istek ve ihtiyaçların cevap bulmasına yönelik bir alış-veriştir. İlişkinin olması için iki kişinin olması ne kadar olmazsa olmaz bir kuralsa, ilişkide hangi kontekstin geçerli olduğı konusuda o kadar önemlidir. İlişkinin şekillendirilmesi; belirli bir durum, ortam dahilinde olmalıdır. Eşlerden birinin sevgisini ifade etme şekli diğerinde sevgi değilde öfke, kızgınlık şeklinde algılanabilir. İlişkide önemli olan bir noktada "burada ve şimdi" dir. 

Kişiler arası ilişkilerde, kişilerin çevrelerindeki üçüncü ve dördüncü kişiler (anne, kayınvalide, baba, arkadaş) tarafından ilişkiye yandan müdahale yapılacağı gibi, bir profesyonel (terapist) tarafından da terapötik müdahaleler yapılabilir. Gerçek yaşamda ilişkilerde belirlemeler, tanımlamalar ve yorumlar olduğu müddetçe, müdahaleler her zaman bir şekilde vardır. Fakat bir problem yaşandığında:kişilerin "eylem kapıları yapılanmış" olması veya "sonu gelmeyen oyunlar"söz konusu olduğunda, sistemin dışından bir kişinin müdahalesine gereksinim vardır. Çünkü sistemin devam etmesi için, sistemin kurallarının değişmesi gerekmektedir. Sistemi değiştirmek, o sistem içindeyken olası değildir. Ancak dışardan birisi(terapist)sisteme ihtiyacı olanı verebilir. 

"Kuralların değişmesi" "Yeniden çerçeveleme" çift-aile terapisinde en temel müdahale tekniklerinden biridir. Böylece danışanın olaylara ait olan şemasını değiştirerek(farklı bakış açısı sunarak)daha fazla seçenek sahibi olmasını ve duygularının daha az ayağına dolaşmasını sağlamaktır. 

Örnek1: 
Kadın"Eşim benim bu durumuma karşı o kadar duyarsız ki" Terapist "Belkide eşiniz bu şekilde kendini acıdan koruyor olabilir. " 

Erkek "Aslında eşimin bu sorunu karşısında kendimi çaresiz hissediyorum, çok üzülüyorum, ne yapacağımı bilemiyorum. 

Örnek2: 
Erkek:"Eşim sürekli zırzır ağlar, onun tartışma anında ağlaması beni daha da kırıyor, bağırıp, çağırıp kapıyı vurup gidiyorum. 

Terapist:"Eşiniz dile getiremediği duygularını, acısını ancak ağlayarak ifade etmeye çalışıyor. İlişkinin iyisi-kötüsü yoktur, gerçeği vardır. İlişkide rahatsızlığın olması, rahatsızlık veren olgunun ortadan kalkmasıyla düzelmiyor. Çünkü asıl olan ilişkidir. Yardım isteği ile başvuran çiftlerden biri "ben boşanmak istemiyorum veya ben boşanmak istiyorum" isteğiyle geldiğinde, ilk müdahalemiz ; boşanmak için ilişkinin düzelmesinin gerektiği çünkü burada sorunun, ilişkinin aslı olduğunu söylemektir. Sorunlu ilişkilerde boşanmak; ağızdan kolayca çıkan basit bir çözüm olarak gelse de gerçeğe yakınlaştıkça, uzaklaşılan ve alınması zor bir karar haline gelmektedir. Çiftlerde, terapide kullanılan ilk önerilerden biri; ilişkinin bir süre askıya alınmasıdır(askı modeli). 15 gün süre ile asla yüz yüze görüşme yapılmaması, telefonla konuşulmaması, ayrı yerlerde yaşama ve bu sürede varlıklarından bile haberdar olunmaması önerildiğinde, buna "boşanmak en iyi çözüm "diye yaklaşan çiftlerde dahi ilk tepki reddetme olabilmektedir. Çift terapisine başvuranların çoğunluğunu kadınların oluşturduğu ve bir kısım eşlerin terapiye sıcak bakmadıkları göz ardı edilmeyecek bir gerçektir. Terapiye her iki tarafında katılması sonuç almayı kolaylaştırdığı gibi terapi süresini de kısaltır. Fakat çok önemli olan bir gerçek de, ilişkide mağdur olan bireyin; (çoğunluğu kadın) tek başına yapacağı terapi yolculuğunda hem ilişki adına hem de kendi adına çok yol katedebileceğidir


5 Eylül 2009 Cumartesi

Tutumlu Olmak İçin Püf Noktaları

Evlilik sadece iyi günlerde değil her an beraber olmak, sıkıntılara birlikte göğüs gerebilmek gerektirir. Aile yanında bireysel sorumluluğu fazlaca hissetmediğimiz için evlendikten sonra birçok konuda bir süre bocalamamız muhtemeldir.

Günümüzde ekonomik kriz nedeniyle bir çok ailenin temel sıkıntısını parasal mevzular oluşturuyor. Yuvayı dişi kuş yapar atasözü bu bağlamda da geçerli, çünkü evin maddi idaresi bilinçli bir kadının elinde olursa sıkıntılar o kadar azalıyor.

Diğer yandan sadece maddi alanda değil, ev işlerini yaparken kullanılan suda, enerjide, eşyalarda, yiyeceklerde tutumlu olmak gerekiyor. Tutumlu olmak hem dinimiz açısından da desteklenmiş olup bir evin refahı için olmazsa olmazlardandır.

Bu bağlamda bilgilerimizi arttırmaya yönelik bir blog var: Tutumlu Hayat. Kendilerini günlerde mutlu yaşamak için hazırlanmaktır
sözüyle tanıtıyorlar. Birçok konuda fikirler veriyor, tutumlu olmaya dair ipuçları sunuyorlar. Yeni bir hayata başlayacak olan ya da daha önce başlamış ama bilgilerini arttırmak isteyen herkesin okuması hem evimize hem devlet ekonomisine katkı sağlayacaktır.

Bilgiyle yaşayalım.

2 Haziran 2009 Salı

Ve Evlilik Karikatürleri

Birazda gülelim, eğlenelim...Bu fıkralar bizleri bir yandan eğlendirirken düşünmeye de sevkediyor değil mi?
















11 Şubat 2009 Çarşamba

Düğüne Adım Adım Hazırlık Aşamaları

Gelin ve Damat Dergisi sitesinde düğüne ne kadar zaman kaldığında ne hazırlıklar yapmanız gerektiğini listelemiş.

Düğüne 6 ay kala zamandan başlayarak yapmanız gereken resmi ve resmi olmayan işlemler nelerdir?

En önemlisi de düğün günü yapılacakları şöyle özetlemiş.

Düğün günü.Sabah uzun, ılık bir banyo yapın.

Saç ve makyaj için bolca zaman ayırın.

Evden çıkarken size eşlik edecek kişilerle erken biraraya gelin.

Yakın bir arkadaşınızdan iğne iplik ve ince bir çiftçorap taşımasını rica edin.

Törenden enaz bir saat önce mekanda olun.

Çıkabilecek ufak tefek aksiliklere aldırış etmeyin ve günün keyfini çıkarın.

25 Aralık 2008 Perşembe

Evlenmeden Önce Sağlık Kontrolü

Kanunen zorunlu olan bu sağlık taraması evlenecek çiftler için çok önemli bir konudur. Sağlık Bakanlığı bu uygulamayı 2007 yılından itibaren ücretsiz hale getirdi. Sağlık ocaklarında ücretsiz olarak yaptırabileceğiniz gibi özel hastanelerde de evlilik öncesi check-up paketlerinden faydalanmanız mümkün. Bu taramalar sonucunda çiftlerin kalıtsal hastalıklarının olup olmadığı anlaşılır, cinsel temasla bulaşan hastalıkların evlilik öncesinde bilinmesi ve doğacak çocukların sağlığı açısından dikkat edilmelidir.

Evlilik öncesi sağlık taramasında yapılacak tahliller şöyledir.

Kan grubu ,Hepatit yönünden (HBs Ag, Anti HBs), AIDS yönünden (Anti HIV) Frengi yönünden (VDRL), Akdeniz Anemisi (Talasemi) tahlili Kan Grubu Tahlili ,anne ile baba arasında olabilecek kan uyuşmazlığını saptamak için yapılır. Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızda ki Rh faktörü ile ilgilidir. Yalnızca kadının Rh negatif, erkeğin ise Rh pozitif olduğu durumlarda oluşabilir. Kadın Rh pozitif, erkek Rh negatif ise uyuşmazlık yoktur. Kadın Rh negatif, erkek Rh i negatif ise uyuşmazlık yoktur. Kadın Rh pozitif , erkek Rh pozitif ise uyuşmazlık yoktur. Kan uyuşmazlığının varlığının bilinmesi gebelik öncesinde veya gebeliğin başlangıcında gerekli tedbirlerin alınarak ortaya çıkabilecek rahatsız edici durumları engeller.

Bu sitede ise daha fazla bilgiyi bulabilirsiniz.

16 Aralık 2008 Salı

Yemek Yapmayı Öğrenin

Erkeklerin kalbine giden yol midesinden geçer derler, doğrudur. Evlendikten sonra rutin şekilde yemek pişirmek zorunda olacaksınız. Bekarken (tabi yalnız yaşamıyorsanız) sadece canınız istediğinde yemek pişirir, "ay ben yemek yapmayı çok severim" dersiniz. Gerçekten öyle olabilir tabi ama çoğu insan bir süre sonra yemek yapma yükümlülüğü altında ezilir, yeni şeyler bulamaz ve artık sıkıcı olmaya başlar. Hem ev ekonomisi açısından hem de sağlıklı beslenme açısından ev yemekleri olmazsa olmazdır.

Şimdi yeni gençlerin çoğu evlenince (iş başa düştüğünde) yemek yapmayı zorunlu olarak öğreniyor. Gerçekten hayatımızı kolaylaştıran internet sayesinde istediğimiz her tarife ulaşabiliyoruz. Ancak bir süre sonra tarif aramaya başladığınızda aynı tariften yüzlerce olduğunu görecek acaba hangisi doğru diye karasızlığa düşeceksiniz.

Bu yüzden şimdiden başlamakta, size özel tariflernizi oluşturmakta fayda var. İnternette çok sayıda yemek sitesi var elbet. Siz de araştırıp kendinize yakın tariflerin olduğu siteyi belirlemişsinizdir. Ancak herhalde çoğu yemek tarifleri blogunun atası diyebieceğimiz Portakal Ağacı'nı ve sıkça kullandığımız malzemeye göre arama yapma imkanı veren ve değişik yemeklerin bulunduğu Ne Pişirsem'i burada zikretmeden geçemeyeceğiz.

Sofralarınızda güzel görünümlü, leziz, ve her hafta kendini tekrar etmeyen yemekler sayesinde evliliğiniz daha da güzel geçecek. Atalarımıznın tavsiyesi.

Not: Fotoğraf Portakal Ağacı sitesinden alınmıştır.

29 Kasım 2008 Cumartesi

Evlenmeden Önce Mutlaka "Konuşun"

Rüya gibi geçen bir sürecin ardından, birarada yaşamaya başladıklarında, çoğu zaman çiftler hayal kırıklığıyla karşılaşıyorlar. Evlenmeden önce hayali kurulan şekilde bir günlük yaşam beklemiyor bazen bizleri. Hayatın gerçekleri bir anda yüzümüze çarpıyor, hep düşlenen romantik günler gelmiyor, birden bire üstümüze yıkılan sorumluluklarla afallıyoruz.

Oysa ne çeyizler hazırlanmış, onca telaşlar yaşanmıştı. Kahvaltı için süslü tabak çanaklar, romantik geceler için saten çarşaflar...

Fakat yeni bir evde, yeni biriyle nasıl yaşaman gerektiğini sana kimse anlatmamıştı.

Kültürümüzün en önemli eksikliği çevre tarafından bireylerin evliliğe zihinsel olarak hazırlanmaları için bir gayret gösterilmemesidir. Sadece maddi hazırlık yapılır, manevi olarak hazır olup olmadıklarıyla kimse ilgilenmez. Çoğu kişi evlenmeye birkaç hafta kala gerçeği farkına varır ve bir panik havasına girer, "vazgeçtim evlenmeyeceğim" gibi sözler eder.

Düşününce bu konuda hazır olmak için en uygun yolun, eşlerin birbirleriyle konuşması, hayaller kurmak şeklinde değil de, gerçekleri de göz önüne alarak evlendikten sonra nasıl yaşayacaklarına dair fikirlerini paylaşması, olduğu görülür.

Evlendikten sonra akşamları neler yapacaklarını, evde işbölümünün nasıl olacağını, ailelerin müdahalelerine ne kadar izin verileceğini vs. önceden muhakkak konuşmalı ortak bir karara varmalısınız.

Unutmayın, ne kadar gerçekçi olursanız, hayal kırıklığınız o derece az olur.

Sizin de önerileriniz varsa paylaşmanızı bekliyoruz.
Bu Yazılarımıza Göz Atın
Blog Widget by LinkWithin

Special design for BIR YASTIKTA . Designed by GeCe